YARATILIŞ GERÇEĞİ ve “BİLİMSEL AÇIKLAMALAR”

Hemen herkes okuldaki, hayat bilgisi, ya da biraz daha büyüdüğünde fizik, kimya, biyoloji gibi derslerinde, varlıkların ve olayların "bilimsel açıklama"larını okumuştur. Derslerde insan vücudunu ya da tabiatı tanır, ama bunların içerdikleri muhteşem yapıların, içlerinde işleyen milyonlarca iç içe geçmiş sistemin, bu sistemlerin aralarındaki akılalmaz uyum ve dengenin her zaman süregiden olağan olaylar olduklarına inandırılır. Asıl sorması gereken sorular ise asla sordurulmaz. Canlı cansız tüm bu varlıklar nasıl meydana gelmişler? Böyle bilinçli bir düzen ve tasarımın kaynağı nedir? Bu mükemmel sistemler kendi kendilerine ortaya çıkabilirler mi?.. Bu gibi soruları hiç sormamayı öğrenir.


Örneğin ağaçların nasıl meyve oluşturduklarının biyolojik detaylarını öğrenir; fotosentezle ya da bitki yapısıyla ilgili bilgiler yüklenir. Ancak tüm bunlar yapılırken, "nasıl olur da bir tahta parçasının içinden insanın damağına ve sağlığına uygun, dünyanın en güzel ambalajına sahip mükemmel gıdalar çıkar?"; "ağacın ürettiği bir meyve ile insan damağındaki lezzet hissinin böyle inanılmaz biçimde uyuşmasının sırrı ne olabilir?" gibi sorular aklına bile gelmez.  Varlıkların varoluş amaçları üzerinde düşünmeye alışık değildir. Tek yaptığı, varlıkların içeriği hakkında daha fazla bilgi yüklenmektir. 

Çocukluğundan itibaren bu şekilde bir programlanmaya tabi tutulan insan artık etrafındaki yaratılış mucizelerine karşı duyarlılığını yitirmiştir. Kuran'ın tabiriyle "kalbi katılaşmış", körelmiştir. Çünkü yine Kuran'ın tabiriyle, yalnız "gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir". 
Hiçbir şeye hayret etmemeyi, kendini görür zanneden bir kör olmayı öğrenmiştir. Artık daha büyük bazı telkinleri de kabul etmeye hazır bir hale gelmiştir. İşte bu noktada, eğitimin son halkası olan "evrim teorisi" devreye girer!

Çünkü, etrafını saran tüm mucizelere ve olağanüstü gerçeklere gözleri kapalı hale gelmiş, duyarsızlaşmış olan genç insanın vicdanını rahatsız eden tek bir konu kalmıştır: Tüm bu canlıların ilk olarak nasıl ortaya çıktıkları konusu... İşte bu noktada evrim teorisi, sahte bir kurtarıcı olarak yardımına koşar ve herşeyin "tesadüfen" varolduğu gibi akıl almaz bir iddiayı bilimsellik kılıfı altında kendisine aşılar.

Oysa evrim teorisi, sahip olduğu söz konusu bilimsellik kılıfına rağmen, aslında modern bilim tarafından ısrarla yalanlanan bir safsatadır. Özellikle de mikrobiyoloji ve onun en önemli araştırma konusu olan canlı hücresi, Darwin'in ve onu izleyenlerin iddialarını her geçen gün daha fazla geçersiz kılmaktadır. Bugün evrim teorisi, özellikle mikrobiyolojik düzeyde, tamamen çökmüş durumdadır



Bu sitenin amacı ise, evrim teorisinin bu bilimsel çöküşünü gözler önüne sermek ve yaratılış gerçeğinin mikrobiyolojik düzeydeki bazı delillerini ortaya koymaktadır. Az önce okullarda öğrendiğimiz kuru bilgilerin beynimizi uyuşturduğunu, çünkü sorulması gereken soruların asla sordurulmadığını söylemiştik. İlerleyen bölümlerde, okullarda öğrendiğimiz gibi bazı teknik bilgileri de inceleyeceğiz, ama aynı anda sorulması gerekli soruları soracak, varlıkların ve olayların ardındaki yaratılış gerçeğini ortaya çıkaracağız.